Özel İnsanlar



Geri Dön

Görme Özürlüler Hakkında

Gültekin Yazgan (Av. Emekli Öğretmen)

Yüzyıllar boyunca toplumun görme özürlü üyelerine, eğitilemez, işe yaramaz, zavallı insanlar gözüyle bakılmış; kendi ayakları üzerinde durabileceklerine, özürlü olmayanların acıma duygusu altında yaşamaktan, başkalarına muhtaç durumda olmaktan kurtulabileceklerine inanılmamıştır. Aydınlanma çağının insana değer veren, insanların doğuştan gelme birtakım temel hakları bulunduğunu benimseyen görüşlerinin de etkisiyle 18. yüzyılın sonlarına doğru önce Fransa’da görme özürlüleri eğiterek onlara müzik ve basit el sanatları öğretmek amacıyla yapılan girişimlerin benzerleri az zamanda Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde ve Amerika Birleşik Devletlerinde de görülmeye başlamıştır.

19. Yüzyılın ilk çeyreğinde Louis Braille adlı bir kör tarafından geliştirilen kabartma yazı ve nota sistemi görme özürlülerin eğitimi alanındaki gelişmelere hız kazandırmıştır.

Osmanlı toplumu ise başka birçok alanda olduğu gibi, görme özürlülerin eğitimi alanındaki gelişmelerin dışında kalmıştır.

Görme özürlülerin eğitilmesi yolunda ilk adım, birçok yenilik adımları gibi, yine Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 1925’te İzmir’de Sağır-Dilsiz ve Körler Müessesesinin kurulmasıyla atılmıştır diyebiliriz.

Bu kurum Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlıydı ve hiçbir zaman gerçek bir özel eğitim okulu niteliği kazanamamıştır.

İzmir Sağır-Dilsiz ve Körler Müessesesinin görme özürlülere ayrılan bölümünün kapasitesi de 225 kadar öğrenciyi alabiliyordu. Öğrencilere Braille yazı ve nota sistemi öğretiliyor; her görme özürlünün müzik yeteneği olduğu inancıyla klasik batı müziği ve çalgı öğretimine ağırlık veriliyordu. Yedi yıllık olan kurumdan mezun olanlara ilkokul diploması veriliyor; kimse onların daha ileri derecede eğitim ve öğretim olanaklarından yararlanması üzerinde düşünmüyordu.

ABD’de özürlülerin psikolojisi ve eğitimi alanında öğrenim gördükten sonra yurda dönen Mithat Enç’in çabalarının sonucunda özürlülerin eğitimi görevi Millî Eğitim Bakanlığınca üstlenildi: İzmir’deki Sağır-Dilsiz ve Körler Müessesesi kapatılarak yerine İzmir Sağırlar Okulu ve Ankara Körler Okulu kuruldu. İşte 1951 yılında öğretime başlayan Ankara Körler Okulu (şimdiki adıyla Mithat Enç Görme Engelliler İlköğretim Okulu) Türkiye’de görme özürlülerin eğitimi için açılan, gerçek anlamda ilk özel eğitim okuludur. 1952 Yılında bu okulda ortaokul bölümü açıldı.

Günümüzde görme özürlüler için açılan ilköğretim okullarının sayısı on beşe ulaşmış bulunuyor. Ayrıca, normal ilköğretim okullarına devam eden görme özürlüler de var. Okullarını bitirdikten sonra normal orta öğretim ve yüksek öğretim kurumlarına girerek öğrenimlerini sürdüren görme özürlülerin sayısı giderek artmaktadır.

Ne var ki görme özürlülerin eğitimi alanında gerçekleştirilmesi gereken daha çok şey var.

Görme özürlü öğrencilerin, özellikle ilköğretimden sonra orta ve yükseköğretim kurumlarında öğrenimlerini sürdürmeye çalışan görme özürlü öğrencilerin çözülmesi gereken önemli sorunları da var. Ders kitaplarının kabartma yazılı kopyalarının sağlanması, bilgisayar teknolojilerinin eğitim alanındaki tüm olanaklarından görme özürlülerin yararlanması, görme özürlü öğrencilerin başarılı olmalarını kolaylaştıracak çeşitli özel araç ve gereçleri edinebilmeleri için gerekli paranın sağlanması görme özürlülerin eğitimle ilgili sorunlarından sadece birkaçıdır.

Bu sorunların çözümünü yalnızca Devletten beklemek, çözümsüzlüğün devamı demektir.

Eğitime değerli yardımlarda bulunan sivil kuruluşların (vakıfların, derneklerin) ve varlıklı vatandaşlarımızın bu sorunların çözümüne önemli katkılarda bulunabileceğini inanıyoruz.



Geri Dön


İçeriğe geri dön | Ana menuya dön